28.11.10

eve geldim.
büyük bir hevesle aldığım darbeli matkabı kutusundan çıkardım.
hiç özelliğim değildir diye kullanma klavuzuna şöyle bir göz attım, bıraktım.
kendimce uygun ucu bulup matkaba yerleştirdim.
eyvah! meğerse su terazisi almayı unutmuşum
yan blokta oturan, hem yurttan,hem dönemden, dolayısıyla da aynı meslekten olan arkadaşıma gidip onun su terazisini ödünç aldım.
ohh ölçtüm biçtim,dengeledim ve delinecek noktaları işaretledim.
aldım elime gıcır matkabımı.
darbeli de neymiş, öğrendim.
ama yılmadım,sabitleştiricisini tüm kuvvetimle tutup tabancayı körükledim.
ne keyif, ne keyif.. yüzüm aydınlandı yapabildim diye
aldım elime dübel midir nedir o plastik zımbırtıyı.
zorladım zorladım girmedi.
dedim ki dar olmuş delik,azıcık genişleteyim de dübel yerini bulsun.
zorladım zorladım yine sonuna kadar sokamadım.
acaba dışarda kalan kısım kesiliyor muydu?
dur ve düşün! öztunç amca nasıl yapıyordu?
hatırladığımdan ibaret bir simülasyon oynadı zihnimde.
fazlalığı kestim, baktım ki vidalamaya yer kalmadı!
hay aksi şeytan...
boynu bükük bir şekilde-ki bir kaç kez daha farklı denemeler sonucunda-topladım matkapcağızımı.
sağımda biri büyük biri küçük iki delikli duvar ile başladım yeni hayatıma.

hatırlamak yetmiyormuş be öztunç amca ;)

Hiç yorum yok: