4.12.11

geldim iki ayi gecti ve ben mimarlikla ilgili kilimi bile kipirdatmadim, yapilari seyretmekten baska. mimarlik sitelerine bakmak ya da makaleler okumak... en kolayini yaptim. normal bir sekilde gunumu yasarken sadece etrafindaki seyleri seyrettim o kadar. heyecanlandim mi onu bile bilmiyorum. bir zamanlar mimar olmak icin yanip tutsan bir kiz vardi. hatirliyorum da...o zaman ki hislerim olabildigince gercekti. tek istedigim 'o'ydu. simdi neden istedigimi bile bilmiyorum. bir zamanlar yapmayi cok istedigim seyi simdi yalnizca basarisizligi kabul etmek istemedigim icin mi istiyorum diye sorguluyorum. sorguluyorum da basari dedigin nedir ki diyorum sonra da...
insan icinde ki tutkuyu nasil sondurebilir? her seye tutku ile yaklasan ben, nasil bu kadar hissizlestim bilmiyorum. isteklerimin hic birinin arkasinda tutku kalmamis farkettim. tek amacim istemek ve gerceklesince de 'ee peki ya simdi' ifadesini yasamaktan ibaret gibi. korktugum sey bu muydu acaba? neden vazgectim mimar olmak istemekten gercekten bilmiyorum. ekolojik bahanelerim, paradan nefret etme sebeplerim sadece bahanelerim gibi... belki de degildirler. basariya ne zamandir inanmiyor, ne zamandir basarmak hissinin gerceklikten cok uzak oldugunu dusunuyorum bilmiyorum. insan planlar yapiyor gecmisteyken gelecekleri icin. on gorulerde bulunuyor hep. iste bak bu son sebep bundan sonra degisecek hersey diye. ama degismiyor nedense.. buralarda cok fazla evsiz insan var. bunlarin buyuk cogunlugu da hippiler. biraz once soylecegim seyi soylememe engel olduklari icin bahsettim. oyle bir sistem var ki yasanilan evrende. onune hep sebep sonuc iliskisi koyuyorlar. oyle yaparsa boyle olur, onu yapmazsan bunu bunu yasarsin. ve ben her ne is olursa olsun herkesin mevcudiyetinin sebebinin bu sistemin donmesi gerektigi icin yaptigina inaniyorum. kendine bir kimlik secen ve oyle ya da boyle bir seyleri basaran tum insanlarin ise yaramaktan baska bir ise yaramadigi gibi... cok dusunen ve bundan vazgecenmeyen aklimin anlamsizliklari belki de. iste tam da bu nokta da aklima evsizler ve hippiler geldi. evsizlerin evsiz olma sebeplerini bilemem ama hippilerin, normallesmek ve sistemin dayattigi mecburiyetleri yerine getirmemek icin bunu tercih ettiklerini dusunuyorum kendimi hakli cikarmak icin. ama "ama ' kisminda cok usta oldugum icin onu da yine kendi icinde curutecek hipotezler kuruyorum; o zaman neden bunu yapiyor, sunu soyle yasiyor diye...
hangi asamada gercekten nerde kaybettim kendimi cok merak ediyorum! beni tutkularimdan vazgeciren neydi? nasil bu kadar anlamsizlastirabildim her seyi? kendimi ve kendi gercek isteklerimi kesfetmek nasil bu kadar gercekten uzaklastirdi beni? ve neden tum insanlar bunu yapmak ister sevda, sadece sen degilsin? hayat da o kadar kolay degil klisesine getirdi beni?

ve neden tum insanlar kabul etmeye meyilli (zorunlu) bu eyleme sebep olan o genel hukmu?
ne anarsi ne de sistem!
hic biri cozum degil insani mutlu etmeye...

ama -yine- peki ya ne?

3 yorum:

şah dedi ki...

gel-git'lerin var neyse ki
şimdilik gitmişsin belli ki
döner gelirsin illa ki :)

İmbat dedi ki...

İnsan dediğin yetinmez ki zaten, yetinse varolmak için sebebi de kalmaz. Başarınca 'ya şimdi' demek hayatın devamlılığının gerekliliği bence.Ama tutkulardan vazgeçmek gereklilik değil elbette, kaçmak ama neyden onu bende bilmiyorum. Hayat bizimken, arkasından neden bakmak zorundayız onu da bilmiyorum. Ama düşüncelerimizde kaybolsakta kimi zaman, yinede mutlu değil miyiz sevdam=)?

imtrak dedi ki...

'gel'ler olmayacaksa git'melerin bir onemi olmazdi belki de... var mi bir son kullanma suresi? bilemem.

varligim mutlulugumun sebebi, hic yanilgiya dusmem! ama su tanimlar yok mu hayatta? korkuyorum ki kullanma kilavuzlari ile uyanacagiz her yeni gune...aralarda o kadar cok ince cizgiler var ki. her birinin farkina varip ustunde durmak delilik isi olsa gerek.hic bir kosulda hic birinin tutar yani olmasa da...tanimlamadan yasamak tanimlanmadan var olmak gerek!
ya da her neyse..