13.2.14

...

Marie oradaydı, bana bakıyordu. Benim için bu kadar çok şey yapan birine böylesine hainlik yapmayı sürdürebilir miydim? Kendimi rahatsız hissetmeye başladım, ama ona her şeyi anlatamazdım. ta ki... ta ki hissettiklerimi anlatacak dolaylı bir yol buluncaya kadar.

''Marie, farz et ki, iki itfaiyeci küçük bir yangın söndürmek için ormana girdiler. Sonra işlerini bitirip bir nehir kenarına vardıklarında birinin yüzü tümüyle siyaha bulanmışken diğerinin yüzü tertemizdir. Sorum şu: Bu ikisinden hangisi yüzünü yıkayacaktır sence?''

''Aptalca bir soru bu. Elbette yüzü kirli olan.''

''Hayır, yüzü kirli olan diğerine bakacak ve kendi yüzünün de onunki gibi olduğunu sanacak. Ve tersine yüzü temiz olan da yüzü kir içinde olan meslektaşını görüp kendi kendine: Ben kirlenmiş olmalıyım. en iyisi yıkanayım diyecektir.''

''Ne anlatmaya çalışıyorsun?''

''Demek istiyorum ki, hastanede geçirdiğim süre içinde, sevdiğim kadınlarda hep kendimi aradığımı anladım. Onların sevgi dolu, tertemiz yüzlerine bakıyor ve o yüzlerde kendi yüzümün yansımasını görüyordum. Onlar, diğer yandan bana bakıyor ve yüzümdeki kiri görüyorlardı; ne kadar akıllı ya da öz güvenli olurlarsa olsunlar,
kendi yansımalarını bende görmeyi bırakıp olduklarından çok daha kötü olduklarını düşündüler. Lütfen, bunun sana olmasına izin verme.''

Aslında şunu da eklemek istedim: Esther'e de böyle oldu ve ben şimdi bunu fark ediyorum, bakışlarının nasıl değiştiğini şimdi hatırlıyorum. Ben daima onun yaşamını ve enerjisini sömürdüm ve bu bana mutluluk ve güven verdi, daha ileriye bunun sayesinde gelebildim. O ise, bana baktı ve çirkin olduğunu düşündü, eksilmişti, çünkü yıllar geçtikçe benim mesleğim- onun gerçeğe dönüşmesini sağlamak için çok uğraştığı mesleğim-ilişkimizi ikinci plana itti.

Eğer onu yeniden görebilirsem benim yüzüm de en az onun ki kadar temiz olmalı. Onu bulmadan önce, kendimi bulmalıyım.



                                                                                                                 Zahir/Paulo Coelho (sf 171)

Hiç yorum yok: